Image Hosted by ImageShack.us
İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün. - Blogcu



İsterseniz yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün.

Domuz gribi hakkında bilmeniz gerekenler

27/4/2009 -Kategori: Saglik

domuz-gribi-abdye-sicradiMeksika'da ortaya çıkan ve şu ana kadar toplam 103 kişinin ölümüne neden olduğu sanılan, ABD'de de 10 kadar vakaya rastlanan domuz gribinin dünyaya yayılmasından endişe ediliyor.

Domuz gribi hakkında bilinenler ise şunlar:

DOMUZ GRİBİ NEDİR?
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor.

İNSANA BULAŞIR MI?
Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor.

DOMUZ ETİ YİYENLER DOMUZ GRİBİNE YAKALANIR MI?
Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor.

BU, DOMUZLARDA YENİ GRİP TÜRÜ MÜ?
İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor. Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor.

DSÖ'ye göre, Meksika'da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor.

AŞISI VAR MI?
Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok.

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Denizli-Karahayıt Kaplıcaları

24/4/2009 -Kategori: tatil

Karahayıt kaplıcaları, Denizli'deki ünlü Pamukkale travertenlerinin 5 km kuzeyinde, Karahayıt köyünde yer alıyor. Pamukkale deki sıcak su kaynağına benzer bir yapıdadır. Ancak Pamukkaledeki sıcak sular Pamukkalenin meşhur bembeyaz travertenlerinin oluşmasını sağlarken, Karahayıt'taki şifalı sular kırmızımsı bir renge boyar.

Özellikle Denizli'nin yerlilerinin çok iyi bildiği ve sıkça gittiği Karahayıt kaplıcaları oldukça şifalıdır. Gerek ulaşımın kolay olması gerekse ev tipi pansiyonlar ve apartlardan 5 yıldızlı pansiyonlara kadar her bütçe ve konfora uygun konaklama seçeneklerinin olması bu kaplıcaları çok cazip kılıyor. Elbette hemen yanındaki antik Hierapolis kenti kalıntıları ve Pamukkale, Karahayıt kaplıcalarının cazibesini oldukça arttırıyor. Karahayıt kaplıcaları, bu yönüyle hem tatil hem de sağlık için dinlence yöresi konumuyla Türkiye'deki diğer kaplıcalardan bir adım öne çıkıyor.

Eskiden Karahayıt köylüleri, kendi arazilerine apart tarzı pansiyonlar yaparak misafir ağırlıyorlardı. Bu tür pansiyonlarda bir oda kiralıyorsunuz. Odanın içinde yatakların olduğu bir oda, küçük bir kaplıca banyosu ve tuvalet bulunuyor. Pansiyon-apart müşterileri ortak bir mutfak ve buzdolabını paylaşıyorlar. Bu tür pansiyonların bahçesinde genellikle büyükce bir de havuz bukunuyor. Elbette içi tamamen şifalı suyla dolu. Dilerseniz bu havuzda yüzebilir veya dilerseniz kendi apartınızın banyosunu tercih edebilirsiniz.

Karahayıt köyü içerisinde kırmızı su olarak bilinen bir kaynak yer alıyor. Kendine özgü travertenleri olan ve rengi kırmızının tonlarını barındırdığı için bu adla anılan bu sıcak su kaynağı da oldukça ünlü Karahayıt'ın.

Doksanlarla birlikte Karahayıt'ın ünü epeyce yayılmaya başlayınca, Karahayıt'a bir çok yeni otel, özellikle 5 yıldızlı oteller yapılmaya başlandı. Günümüzde Pamukkale'deki çok yıldızlı otellerin büyük çoğunluğu Karahayıtta bulunuyor. Yıllar öncesinin kendi halinde bir köyü olan Karahayıt, kaplıcaları sayesinde bugün kaplıca turizminin Türkiye'deki en çok ziyaret edilen ve tercih edileni olmuş. Bunda elbette günde sadece 15-30 dakikasını şifalı banyolarda geçiren misafirlerin, diğer zamanlarında yakın çevrede yapabileceği turistik etkinliklerin olması önemli rol oynuyor.

Örneğin, sadece 5 km uzaklıktaki Pamukkale travertenlerini ve Hierapolis antik kenti harabelerini ziyaret edebilir, Pamukkale kasabasında gece yürüuüş yapabilir ve akşam yemeğinizi yiyebilirsiniz.

Nasıl Gidilir?

Karahayıt kaplıcalarına Pamukkale sayesinde özellikle otobüsle ulaşım çok sık ve rahat yapılıyor. Uzaktaysanız, İzmir havalimanını veya Denizli Çardak havalimanını kullanabilirsiniz. İzmir- Aydın-Denizli karayoluyla geliyorsanız, Pamukkale travertenlerini Denizli'ye yaklaştığınızda uzakta görebilirsiniz. Gar kent merkezindedir. Çardak havalimanı, kent merkezine 65 km dir. Karahayıt'a Denizli otobüs terminalinden sık kalkan dolmuşlarla da gidebilirsiniz.

Tedavi Edici Özellikleri

Radyoaktivitesi yüksek olan kaplıca suları, kalp, damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma-siyatik, deri sinir, lumbago, gibi hastalıklarla uyuz, sivilce, kaşıntı gibi deri hastalıklarına karşı tamamlayıcı tedavisinde olumlu etkileri görülmektedir. Ayrıca kaplıca suyunun tedavi özellikleri tesisler bünyesinde verilmiştir.













Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

PAMUKKALE (HİERAPOLİS)




Pamukkale Travertenleri Resimleri
Pamukkale is one of the tourism paradise of Turkey,  with its “heal all” medicinal springs and travertines.

 

Pamukkale where Nature and History meeting, and listed to the UNESCO World Heritage List, is an alternative tourism center to the sea tourism in Turkey. The window which is opening to the world Pamukkale, every year hosting over 1 million local and international visitors with its travertines’ visual beauty.

 

The healing thermal water that provided Pamukkale to be a residential area for thousands of years, is also spring of famous white travertines. It is known that the thermal springs in Karahayıt and Gölemezli which are close to the Pamukkale, are good for , rheumatism, heart diseases, stomach, arteriosclerosis, , blood pressure and skin diseases. Some of the hotels in the region, serviceing to the health tourism with their Professional personal.The Thermal Pool in Pamukkale, providing facilities for the visitors to entertain, with its 35 ˚ fixed temperature water.

 

The antique city Hierapolis and Pamukkale which are together in the same place is 20 km far from the city center. Hierapolis which is founded in B.C. 197, is taking attention because one  apostle of the Jesus has been killed here. And so Hierapolis is very important for the region tourism. The historical artifacts which has been founded in excavations displaying in Hierapolis Archaeology Museum







       





         



















HİERAPOLİS (PAMUKKALE)
Denizli ilinin 18 km. kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe “Holy City” yani Kutsal Kent olarak adlandırılması kentte bilinen bir çok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanmaktadır.

Kentin hangi eski coğrafi bölgede yer aldığı tartışılır. Hierapolis coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis'in bir Frigya kenti olduğunu ileri sürerler. Antik kaynaklarda kentin Hellenistik dönem öncesi adı ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz.

Kentin kuruluşu hakkında bilgilerin kısıtlı olmasına karşın; Bergama Kralları'ndan II. Eumenes tarafından MÖ.. II. YY.' başlarında kurulduğu ve Bergama'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera'dan dolayı Hierapolis adını aldığı bilinmektedir.

Hierapolis Roma ımparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar Hellenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüştür. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiştir. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent tüm Hellenistik niteliğini kaybetmiş tipik bir Roma kenti görünümünü almıştır. Hierapolis Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. Bu önem MS. IV. yüzyıldan itibaren Hıristiyanlık merkezi olması (metropolis) MS. 80 yıllarında Hz. ısa'nın havarilerinden olan Aziz Philip'in burada öldürülmesinden kaynaklanmaktadır. Hierapolis XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir


Başlıca Kalıntılar

Ana Cadde ve Kapılar : Yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kentin önemli ve geniş ana caddesi kenti bir ucundan diğer ucuna ikiye böler. ıki tarafında sütunlu galeriler ve önemli kamu yapıları vardır. Her iki ucunda birer anıtsal kapı bulunmaktadır. Bu kapılar ve caddenin büyük bölümü Roma döneminde inşa edildiğinden Bizans surunun dışında kalmaktadır. Güneyinde MS.V. yüzyıla tarihlenen “Güney Bizans Kapısı” vardır. Kuzeyde iyi korunmuş üç gözlü ve iki yanında yuvarlak kuleleri olan kapıda ımparator Domitian'a ithaf edilmiş Latince ve Grekçe yazılmış bir yazıt vardır. Bu yazıttan dolayı buna Domitian Kapısı veya Roma Kapısı denir. Kapının Asya Prokonsülü Julius aaatus Frontinus tarafından MS. 82-83 yıllarında yaptırıldığı bilinmektedir. Bu nedenle kapıya Frontinus Kapısı da denilmektedir. Bu kapıdan güneye inen yolun surla kesiştiği yerde MS. V. yüzyılda tarihlenen “Kuzey Bizans Kapısı” bulunmaktadır.


Domitian Zafer Kapısı(Frontinus)


Güney Roma Kapısı

Surlar: MS. V. yüzyılda Roma ımparatorluğunun diğer kentlerinde de olduğu gibi Hierapolis de MS. 396'da çıkarılan bir kanuna göre kuzey güney ve doğu yönlerinde surlarla çevrilmiştir. Büyük kısmı bugün yıkılmış halde olan surlara 24 adet kare planlı kule yerleştirilmiştir. ıki anıtsal kapı ve iki küçük kapı olmak üzere 4 girişi vardır. Kuzey ve güney anıtsal kapıları ana caddeye açılır.

Büyük Hamam Kompleksi : Bugün masif duvarları ve bazı tonozları ayakta kalabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmaktadır. Hamamın planı diğer tipik Roma hamamları gibidir. Önce girişte büyük avlu iki yanında büyük holler bulunan kapalı dikdörtgen bir alan ve daha sonraları bulunan esas hamam yapısı yer alır. Palaestra'nın yan kanatlarında biri güneyde diğeri kuzeyde olan iki büyük hol imparatora ve törenlere ayrılmıştır. Hamam kompleksinin kalıntıları MS. II. yüzyıla tarihlenir. Büyük hole bitişik tonozlu kapalı mekanlar günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Hamam Bazalika

Agora

Apollon Tapınağı : Mevcut tapınak eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuştur. Yerli halkın en eski dini merkezi olan bu yerde Apollon bölgenin Ana Tanrıçası Kybele ile buluşmuştur. Eski kaynaklar Ana Tanrıça Kybele rahibinin bu mağaraya indiğini ve zehirli gazdan etkilenmediğini bildirirler. Apollon Tapınağında üst yapıya ait kalıntılar MS. III. yüzyıldan geriye gitmemekle birlikte temeller Geç Hellenistik döneme kadar uzanmaktadır. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılır. Pronaos ve cellası mevcut olan tapınağın önünde duvarla çevrili bir koruma alanı (peribolos'u) vardır

Tiyatro : Grek Tiyatrosu tipinde yamaca yaslanmış 300 ayak (91 m.) tüm cephesiyle birlikte korunabilen büyük bir yapıdır. ınşasına MS. 60 yılında olan büyük depremin ardından Flaviuslar döneminde MS. 62 yılında başlanmıştır. Hadrian döneminde (MS.117-138) inşa halindedir. Yapı Severuslar döneminde MS. 206 yılında tamamlanmıştır. Cavea'da 50 oturma sırası bulunur ve 8 merdivenle 7 bölüme ayrılmıştır. Cavea'nın tam ortasından geçen Diozoma'ya her iki yandan tonozlu birer geçit ile (vomitorium) girilir. Cavea'nın ortasında yer alan krallık locası ve orkestrayı çevreleyen 6 ayak (3.66 m.) yüksekliğindeki sahne ön duvarında 5 kapı ve 6 niş bulunmakta bunların önünde 10 adet sütun yer almaktadır. Sipiral yivli mermer sütunların üzerlerinde istiridye kabuğu şeklinde motiflerle dekore edilmiş nişler yer alır. Sütunların arası heykellerle süslenmiş olup burada yapılan kazılar sırasında bol miktarda heykel bulunmuştur. Sahne arkasındaki duvarlarda ise mermer kabartmalar yer alır.

St. Philip Martyriumu: MS. IV. yüzyıl sonuna veya V. yüzyıl başına ait oktogonol (sekizgen) bir yapı olan Martyrium 20mX20m ölçüsünde kare planlı yapılmıştır. St. Philip'in Hierapolis'te şehit edildiği kabul edilerek onun anısına anıt dinsel merkez ve mezar olarak inşa ettirilmiştir. Hıristiyanlığın resmi din oluşundan sonra halkın büyük ilgisini çeken yerlerden biri olmuştur.

Kiliseler : Kent merkezinde VI.-VII yüzyıllara ait bir Katedral Direkli Kilise ve iki kilise daha yer alır. Ayrıca MS. VI. yüzyıl başında Büyük Hamam Kompleksinin merkezi holü kiliseye dönüştürülmüştür. Kuzey bölgesinde de küçük şapeller mevcuttur.

Nekropol : Batıdaki traverten alanları dışında kalan üç yönde nekropol alanları bulunmaktadır. Bunlar yoğunlukla Tripolis-Sardes'e giden kuzey yolunun ve Laodikeia-Colossae'ye giden güney yolunun iki tarafında yer alır. Mezarlarda kireçtaşı ve mermer kullanılmıştır. Mermer kullanımı daha çok lahit tiplerinde görülür. Kuzey nekropolü Geç Hellenistik dönemden erken Hıristiyanlık dönemine kadar karakteristik lahitleri mezar tiplerini ve mezar anıtlarını bir arada içerir. Kentte görülen mezarlar lahit tümülüs ve ev tipi mezarlardır. Konut mimarisini anımsatan mezar yapıları nekropolün en önemli elemanlarıdır.

Agora : Frontinus Kapısı ve ana caddenin bitişiğinde (Kuzeydoğu) 170 m. genişliğinde 280 m. uzunluğundaki bir alanı kaplayan Agora yapısı yer alır. Agora dört yanı sütunlarla çevrili galeri kompleksinden oluşur. Özellikle doğu tarafta merdivenli basamaklarla yükseltilen podyum-krepis üzerinde anıtsal sütunların bulunduğu her iki sütun arasında kemerlerin yapıldığı görülür. ıon düzenindeki sütun başlıklarının üst kısmında aslanların boğaları parçalamasısfenksler gibi konuların işlendiği yüksek kabartmalı bölüm yer alır. Bu alan iki katlı olarak düzenlenmiştir. Sütunlu galerilerin üst örtüsü kiremit kırma çatı olarak yapılmıştır. Agora yapısında Korinth ve ıon düzeninde sütun başlıkları kullanılmıştır. Bu anıtsal kompleks M.S 2 yy da yapılmıştır.

Nypheum : Anıtsal Çeşmeler bulundukları şehri güzelleştirmek için halkın isteği doğrultusunda yapılmıştır. Bunlar kamu yararına olan yapılardır. Hierapolis Kentinin en önemli iki anıtsal çeşmesi kuzey-güney doğrultusunda uzanan ana caddenin üzerinde yer almaktadır. Apollon Tapınağı kutsal alanı içinde yer alan anıtsal çeşme U planlı olup inşasında tapınak malzemeleri kullanılmıştır. ıki katlı korinth düzeninde sütunluarşidravlı ve üçgen alınlıklıdır. Sütunlar arasındaki nişlerde heykeller yer almış ön kısmında ise uzun dikdörtgen bir havuzu vardır. Anıtsal Çeşme M.S 3. yy sonu 4. yy başlarında yapılmıştır. Anadolu'nun en büyük anıtsal çeşmesi üç kemer gözlü Frontinus Kapısı üzerinde yer alan ana caddenin doğu kenarında yer almaktadır. Üçgen alınlıklardaki karşılıklı borazan çalan Triton kabartmalarından dolayı bu yapı Triton Çeşmesi olarak adlandırılmıştır. Kazılarda bulunan bir yazıta anıtsal çeşme imparator Caracalla' ya ithaf edilmiştir.(M.S 211-217) Yapı iki katlı korinth düzeninde sütunlu galeri şeklinde inşa edilmiştir. Birinci katın üzerinde zengin kabartma bitkisel motiflerin yer aldığı bitkisel motiflerin bulunduğu arşidrav bulunmaktadır. Arşidravın üzerinde ise yüksek kabartma olarak yapılmış hareketli ve canlı mitolojik figürlerin bulunduğu friz gösterilmiştir. Bu kabartmalarda kadın savaşçı Amazonlarla Yunanlıların mücadeleleri Griphonlar (karışık yaratıklar) testileriyle Nympheler (Su perileri) ve genç nehir tanrısı gibi figürler işlenmiştir. ıkinci katta arşidrav üzerindeki üçgen alınlıklarda ise karşılıklı borazan çalan Tritonlar işlenmiştir. Çatı üzerinde de akroter yerine kullanılmış heykeller bulunur. Ön kısımda zeminde boydan boya uzanmış büyük dikdörtgen havuz yapılmıştır. Cadde yanındaki havuz yarım yuvarlak nişler ve dikdörtgen kesitli plasterlerle dekore edilmiştir. Orijinalde sütunlar arasına yerleştirilen musluklardan havuza su akıtılmaktadır.

Su Kanalları : Çevredeki tepelere inşa edilmiş kanallardan oluşan iki aquadükt kente içme suyunu sağlamaktadır. Bunlardan biri kuzeyde Pamukkale ve Karahayıt arasında diğeri doğuda Güzelpınar yönündedir. Bugün hala üstlerini kapatan taş plakalar görülebilmektedir. Bu kanallar kentin doğusundaki tepenin üstünde inşa edilmiş bir filtre odasında birleşmektedir. Buradan çıkan su pişmiş toprak künkler ile kent sokaklarına oradan da daha küçük çaplı künklerle evlere ulaşmaktadır.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÖLÜMCÜL HANTA VİRÜSÜ

15/4/2009 -Kategori: Saglik

ÖLÜMCÜL HANTA VİRÜSÜ ZONGULDAK'TA!

 Zonguldak ve Bartın'da ölümcül olan Hanta Virüsü bulgusuna rastlandı. Olaya el koyan Sağlık Bakanlığı bölgeye uzman ekip gönderdi. Ekip incelemesini yaparken daha önce 3 kişinin bu nedenle hayatını kaybettiği ileri sürüldü.

Bartın ve Zonguldak'ta henüz tedavisi geliştirilememiş olan Hanta virüsü şüphesiyle
bazı vatandaşlar hastaneye kaldırıldı. Yüksek ateş, bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvuran vatandaşlar Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Konu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı tarafından yetkililere konuşma yasağı getirildi. Zonguldak Valisi Erdal Ata ve İl Sağlık Müdürü Dr. Murat İlikhan konu ile ilgili bilgi vermezken yaklaşık 1.5 ay önce Kdz. Ereğli ilçesinde, Zonguldak'ta ve Bartın'da hastaneye başvuran 3 kişinin hayatını kaybettiği iddia edildi.

Tüberküloz ve frengi gibi hastalıklarla birlikte dünyaya yayılacak ölümcül virüsler arasında gösterilen Hanta virüsünün bulgularına, Zonguldak ve Bartın'da rastlandı. Bartın'a bağlı Hasankadı beldesinden 2, Zonguldak'tan da 13 kişi, son bir buçuk ay içinde yüksek ateş, bulantı ve kusma şikayetiyle başvurdukları hastanelerden, hastaların bir bölümünün Ankara'ya sevk edildiği bir kısmının da hastanede tedavi altına alındığı bildirildi. Hastalardan alınan kan örnekleri, Ankara'ya laboratuar incelemesine
gönderildi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Daire Başkanlığı'ndan 4 kişilik ekip, hastaların yaşadıkları bölgelerde virüs ile ilgili inceleme başlattı.
Vakalarla ilgili henüz kesin bir tanı ortaya konulamadı. Bölgede yapılan inceleme ile laboratuar incelemelerinin ardından kesin teşhisin konulacağını söylendi.
Virüs hakkında uzmanlardan alınan bilgiler doğrultusunda Bunyaviridae virüs ailesinden olan Hanta, Ebola'nın kuzeni olduğu öğrenildi. Çin, Kore, Rusya, Kuzeydoğu Avrupa, Arjantin, Şili, Brezilya, ABD, Kanada ve Panama'da görülen virüsü taşıyanların yaklaşık yarısı yaşamını yitirdiği ifade edildi. Uzmanlar, Kore'de sıkça görülen fare gibi kemirgen hayvanlardan bulaşan Hanta virüsünün ölümcül olduğunu açıkladı. Sağlık Bakanlığı'nın, Hanta virüsü ile ilgili olarak halkı bilinçlendirmesi ve uyarıda bulunması
bekleniyor.
Virüs, yüksek ateşle beraber vücutta halsizlik, görme bozukluğu ve şuur kaybına sebep oluyor.



Hantavirüs Nedir?

Hantavirüs, bunyaviridae ailesinden bir virüstür. Bu grupta 7 virüs bulunur: bunyavirüs, phlebovirüs, nairovirüs, tospovirüs, orthobunyavirüs, unclassified bunyavirüs ve hantavirüs.

Hantavirüs ismi Dr. Lee Ho-Wang tarafindan Hantaan virusunun (Kore kanamalı ateşine yol acan virus) izole edildigi Hantan Irmagından gelmektedir. Hantaan virusu ile iliskilendirilen hastaliga Kore kanamalı ateşi (artik kullanilmiyor) veya Dünya Sağlık Örgütü tarafindan kabul edilmis ismi ile böbrek sendromlu kanamalı ateş adi verilir.


Etken

Kaynak: WHO International travel and health 2007

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Alanya'yı Tanıyalım

14/4/2009 -Kategori: tatil

Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için bazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır.

Alanya'nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.

Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax’dır Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.

Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir.

Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart’ ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray yaptırmıştır.Selçuklu’lar başkent Konya’nın yanısıra Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin Anadolu’ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır.

Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur.

ALANYA KIZILKULE

 

 ALANYA PLAJLARI

 

 ALANYA KUŞ BAKIŞI

  

ALANYA İNCEKUM

 

 
KIZIL KULE


 

 


 

 





            














Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dubai' yi tanıyalım

13/4/2009 -Kategori: Ulkeler

Dubai , Arap Yarımadası'ndaki yedi tane Arap Emirlikleri'nden birini olan emirlik, bazen kendi emirliğinden "Dubai Kenti" olarak ayırt edilir.

1990'lar sonrası uygulanan politikalar sonucunda ve Hong Kong'un Çin'e devredilmesi ile sonrası bölgenin ticaret başkenti olma yolunda ilerleyen 2000'li yıllar ile de büyük projeler ile dünyaya adını duyuran şehir şu an bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir.

Birleşik Arap Emirliğinin en büyük ikinci emirliği olmasına rağmen en lüks ve en modern olanıdır. Son 20 yılda bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlayınca Dubai'nin yapısı değişmeye başladı. Şehrin her yerinde gökdelenlere rastlamak mümkündür.

Şehrin başlıca bölgeleri ise Jumeriah ve Deira'dır. Şehir dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biridir. Şehirde lüks oteller bulunmaktadır ve dünyanın en ünlü şarkıcıları şehirde konser vermektedir.












 

The United Arab Emirates (UAE) consists of seven Emirates’ and Dubai is the most popular destination of them all. It is situated on the southern shore of the Persian Gulf on the Arabian Peninsula. Dubai is the second largest Emirate after Abu Dhabi and is usually recognised as the ‘Pearl of the Persian Gulf’.

Dubai’s population is estimated at 1.5 million, a huge difference from 183,200 in 1975. Dubai is one of the most multicultural cities in the world with the expatriate community covering most of the population, with less than 10% of the total being national Emiratis.

The state of Dubai is commonly referred to as a city because it has been distinguished as the most modern and cosmopolitan environments in the Emirates, especially due to its rapid technological transformation over the past few decades.

Dubai is a landmark for innovation; some might even compare it to the computer game Sim-city where expansion has no limit. The city boasts remarkable skyscrapers, such as the world’s current tallest building, the Burj Dubai, and is also in the process of developing one of the most technologically advanced buildings in the world – The Pad. This is based on the idea of an iPod; this residential tower is set to be embedded with the latest gadgets that will have the power to change interior design and window views to almost anything imaginable.

Sheikh Mohammed is the ruler of Dubai. It is said that he is primarily responsible for making Dubai what it is today; a modern high flying city thriving from commercial investments. Sheikh Mohammed’s most significant business proposal was the introduction of Dubai’s world class airline, the Emirates.

The city of Dubai gains higher returns from its tourism unlike many of the other Emirates, as revenue from oil only accounts for around 6% of Dubai’s gross domestic product. The city’s oil is decreasing by the year and therefore cannot be depended upon. That is partly the reason why there has been a construction boom in order to diversify its economy in the expansion of commercial and corporate activity. Dubai has therefore become a world famous city through innovative real estate projects, sports events, conferences and Guinness records.

Although Dubai has been transformed into a man-made hi-tech city, it still has a strong Islamic culture with a stretch of historical buildings by the Creek. Whilst some may view this as a conflict of old meeting new, it is also considered to be a captivating city that offers both extremes; a traditional past interlinked with modern day.

 

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
  • <%LinkTitle%>
  • Sitenizesayac.com